Temel Güney Amerika'da
Kuru fasulyeden nefret eden Temel, kuru fasulyenin bulunmadığı bir memleket arar ve Güney Amerikayı tercih eder. Uçağa atladığı gibi Güney Amerikayı bulur. Karnı acıkmıştır. Lokantaya gider. Garsondan yemekleri saymasını rica eder. Sayılan yemekler arasında BARBUNYA yemeği geçer ve Temel Barbunya ister. Yemek gelince, Fasulyenin aynısı olduğunu gören Temel Ola Fasulya, senin yüzünden Güney Amerikaya gittim. Oraya da isim değiştirerek karşıma çıktın. Benden günah gitti der ve belindeki silahini çeker tabak içindeki barbunyalara ateş etmeye başlar.
Temel ile Bilim Adamı
Balık avcılığı ile uğraşan ve gelirini bu yolda temin eden Temel, yine bir gün balık avına çıkar. Kayığında mısafır olarak bir bilim adamı vardır. Sohbet esnasında bilim adamı Temel'e sorar:
- Temel'ciğim, senin Fizik bilgin varmıdır?
- Hayır pen Fizikten mizikten anlamam.
Bilim adamı Temel'e acıyarak;
- Yazık, Hayatının üçte biri yok olmuş demektir. Ya, Matematik bilirmisin ?
- Hayır pilmeyirim
- Yazık hayatının yarısı yok olmuş demektir
Yolculuk böylece soru söhbet şeklinde geçerken, alabildiğine bir rüzgar ve dalga çıkar kayık batma tehlikesi ile karşı karşıya kalır. Temel bilim adamına sorar.
- Hemşerum, sen yüzmek piliyimisun?
Bilim amadı önemsemeden,
- Hayır bilmiyorum ne olacak?
- Hayatunun tamamı gitti hemşerum.
Temel Doğu illerinde Öğretmen
Temel, Doğu Anadolu illerinin birinde Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Sözlü sınav esnasında bir öğrencisini tahtaya kaldırır ve sorrar;
- Oğlum Memo, BAKMAK fiilini şimdiki zamana göre çek.
Öğrenci Memo, kolay bir soru sorulmuşcasına;
- Bahirem
- Bahirsan
- Bahir
- Bahirik
- Bahirsiniz
- Bahirler, der.
Öğretmen Temel; iyice asabileşerek;
- Oğlum pen sağa böylemi öğretmiş idim oni.
- Pakayirum
- Pakayisun
- Pakayı
- Pakayiruk
- Pakayisunuz
- Pakayiler.
Dememişmiyduk canım...
|
|
|
Temel ile Hanımı
Temel önde, elini kolunu salayarak yürürken hanımı iki metre arkadan, sırtında haylı ağırca bir yük beli iki büklüm caddeden yürürken, Bakan, arabasını durdurarak Temel'i yanına çağırır;
- Bak kardeşim güçlü kuvvetli adamsın ve de erkeksin. Sen böylece rahat rahat yürürken hanımınız arkadan koşarak sizi yetişmeye çalışıyor ve yük altında eziliyor. Bu hareketiniz doğrumu?
(O sırada Temel'in hanımı yanlarına yaklaşmış ve söylenenleri duymuş.)
Temel'in hanımı çıkışarak;
- Bey bey... O Erkektir. Aslandur. Silahtan başka yük taşımaz.
Savaş ilanı
Karadeniz'liler bir meseleden ötürü Çin'lilere kızmışlar. Bunun içinde, Çin'e Telgraf çekip savaş ilan etmişler. Çin'liler Telfrafı alınca önce hayret etmişler. Haritayı açmış araştırmışlar Rize'nin yerini bulmuşlar. Bakmışlar, Rize ve diğer Karadeniz şehirleri birer vilayet durumunda. Bu kez Çin'liler savaş ilanını kabul eden karşı Telfraflarını çekerler.
Cevabi Telgraf Karadeniz'li yaşlılar tarafından alınır ve tartışmak için bir toplantı yapılır. Toplantı uzamış da uzamış. Bu kez dışarda heyecanla bekleyen hemşehrimizin biri dayanamamış, girmiş toplantı salonuna. Heyecanla bağırarak;
- Yahu nedir bu kadar toplantı. Yoksa korktunuz mi?
Toplantıya Başkanlık yapan yaşlı adam:
- Ne korkması uşağum, Seçizyüz milyon Çin'liyi nereye comecoğuk oni tartişiyiruk.
Temel Asker Oluyor
Askerlik çağı gelen Temel Askere gidecek ama illede, Bahriye askeri olmak istiyor. Muayenede askerlik Şübesi Başkanı kendisine sorar:
- Yüzme biliyormusunuz?
- Niçün ceminuz yokmidur.
Temel Tabanca Alacak
Temel bir adet tabanca almak ister onun için bu işlerin ticaretini yapan adama gider ve bir adet tabanca ister.
Adam sorar.
- Tabancanız nasıl bir şey olsun?
- Hemşerim altı cisilik olsun.
Temel Balıkçı Olmuş
Temel balık pazarında balık satıyor. Gelen yabancı bir arkadaşı Temel'e sorar.
- Temel arkadaş, Rize'liler niçin bu kadar akıllı oluyor acaba?
- Çok paluk yeyirikda ondan.
- O zaman bana da bir kilo balık ve ben de yiyip akıllanayım.
Yabancı arkadaşa, Temel balıkların kafalarını keser verir. Yabancı arkadaş balık kafalarını evine getirir. Pişirir. Yemek ister fakat yönecek gibi değiller. Tekrar gelir Temel'e sorar.
- Temel Arkadaş be, senin verdiğin balıklar hep kemikti yenecek tarafları yoktu sen beni kandırdın galiba,
(Temel eliyle işaretle)
- Bak nasıl başladın akıllanmağa.
Temel Avrupa Tahsilinde
Temel Liseyi bitirdikten sonra babasına yalvarır.
- Ne olur? Babacuğum Beni Paris'e gönder. Tahsil yapayım. Hemde Fransızca öğrenurum.
Babası kabul eder. Temel Fransa'ya gider. Aradan yıllar geçer Temel hala Fransa'dadir. Oysa Temel Fransa da başka alemde yaşıyor. Devamlı babasını kandırarak parısını yiyor.
Yıllar sonra Temel Fransa'dan döner memleketine ve babasına.. Babası sevinçle karşılar Temel'i..
- Uyyy Uşağım Temel Fransa'dan geldi da.. Fransızca'yıda öğrendi.
Temel gururla,
- Evet Babacığım Fransızcayı öğrendim.
Baba sevinçle,
- Uyy Temel'üm Fransa'da Kaşuğa ne derler da?
- Kaşıksiyon derler babacığım.
- Ya çatala ne derler da?
- Onada çatalsiyon derler babacuğum.
- Peçi Tabağa ne derler da ..?
- Tabaksiyon.
Baba birşeyler anlamıştır herhalde. Umutsuz bir tavırla
- Anlaşıldı uşağum... Sen al kazmasiyonlen Küreksiyonu doğru tarlasıyona çalışmağa...
Temel Doktor
Temel çevresinde aşırı dalgınlığı ile tanınmış bir doktordur. Muayene odasında oturmuş hasta bekler. Bir ara kapı çalınır. İçeriye bir hasta girer. Hasta telaşlıdır.
- Sayın Doktorum. Geceleri hiç uyku uyuyamıyorum. Tam bir haftadır gözüme uyku girmiyor. Beni bir muayene edermisiniz?
Doktor Temel yerindenhiç kıpırdamadan.
- Ben iç hastalıkları doktoruyum. Cöz doktori yukardadur.
Temel Maltepe'de Asker
Temel saf görünüşuyla beraber İstanbul Maltepe askeri birliğine er olarak katılır.
Bölük Komutanı erin adını ve nereli olduğunu sorar.
- Adım Temel Rize'liyim efendum.
Komutan tekrar sorar.
- Buraya torpille geldin herhalde?
- Hayyir Komitanum Tren ile veldum.
Bu cevap üzerine gülüşmeler başlayınca, Temel bir pot kırdığını anlarcasına;
- Tabii efendim birazda yaya yürüdüm.